Posts made in Eylül, 2015


  Hayatın bir ağırlığı bir ciddiyeti vardır. Öyle değil mi? Peki onu böyle ağır ve önemli yapan şey nedir? Pek çok faktör bir arada hayat denilen oluşumda. Ağırlığı da bu bütünsellikten geliyor tabii. Fakat bu yazıya adını koyan hayatın asal faktörü sevgi üzerinde düşünelim istiyorum. Şuradan başlayabiliriz: Mesela çok kapsamlı hayat olgusundan sevgiyi çıkaralım. Bakalım neler oluyor. Kısa bir süre de olsa düşünmeye tahammül edemedik değil mi? Zihnimiz “hayır! hayır!” diye isyana başladı bile daha ilk saniyelerde. İşte başlamadan bitti sevgisiz dünya. Sevgiden yaratılmış, sevgi için yaratılmış olma fikrinin peşinden gitmek hayatla bağları kuvvetlendiren yegane şeydir bence. Eğer maddeci felsefelerden yola çıkarsa insan yok olup giden eşyaları gördüğünde kendi sonunun da bir eşya gibi olma ihtimali ile hüsrana uğrayabilir. Ve bu bir intihar olur. Oysa insana  ölümsüz bir hayat bahşedilmiştir. Daha çok sevebilsin diye. Şimdi bunu bir kere daha düşünmeyi dene. Ölümsüz olma fikrinden yola çıkarak hayata ciddi bir yaklaşımda bulun. Ağırlaş sen de. Yavaşla yani. Nasılsa sonsuz bir varlıksın ve hiç acelen yok. Bak bakalım hayatın nabzı ile senin nabzın nasıl bir uyum yakalayacak. Nefesin ve kalbinin tik- tak ları mucizevi şekilde oluşacak. Hiç çaba göstermene gerek kalmadan. Sen bilmeden seni bu hayata getiren bir güç var ve O’nun nefesi içinde, O’nun eli üstünde. Ve O Yüce Yaradan sevgi üzerine oluşturuyor sistemi. Peki sana vahyettiği “uyum sağla” ya da “dengede kal” ya da “sevgi de kal” mesajlarını aldın mı? Kalbinin ritmini inceleyelim önce. Mükemmel bir uyumla atan bu kalp bir gün duracak. Düz bir çizgiye geleceksin. Çoğunluk bunun ölüm olduğunda hemfikir. Ve ötesi de pek ilgilenmedikleri bir konu. “Öleceğiz ve her şey bitecek işte. Boşluk” Öyle mi gerçekte? Deneylerden biliyoruz ki üstat yogiler nabız atışları tespit edilemeyen seviyeye geliyor  fakat ölüm olmuyor. Bir süre sonra titreşimlerini eski haline getiriyor ve bedende yaşama devam ediyorlar. Yani bedenle bir ama ondan bağımsız da hareket eden bir ruha hatta ruhlara sahibiz.  Ve ruh tahmin edemediğimiz pek çok boyutta yaşamı devam ettirebilecek kabiliyete sahip. İşte hayatın asıl lezzetini alan da bu ruhsal katmanımız. Bedensel hazzın çok ötesinde tarifsiz bir tat… İnsanın bu ruhsal yapısıdır işte hayatın sevgi anlamını çıkaran. Sanatı sanat yapan, bilim adamına inceleme şevkini veren, yaşama coşkusunu yaratan hep bu sevgi anlayışıdır. Anlayış diyorum çünkü belli aşamalara sahip ve araştırarak geliştirebileceğimiz bir olgu.  Kendine dönen spiral yolda bir bilim adamının zor koşullarında doğayı incelemesi gibi kendi varlık katmanlarında inceleme yapmalıyız. Beden, zihin, ruh arasında bağlantıları keşfetmeliyiz. Beden nasıl bu kadar ahenkle hareket ediyor? Hisler nasıl oluşuyor? İlham nerden geliyor? Nefes nasıl böyle muhteşem akıyor? Daha binlerce soru. Sordukça, kazı daha da derinleşecek ve en sonunda özüm neden yapılmış sorusuna belki bir cevap gelecek. Böylece sevgi de gelişecek. Sevgi bize yaradan...

Read More

İlkbahar’da başladığımız Büyükada terapi gezilerimize devam ediyoruz. Daha önce ada terapi gezilerimize katılanlar ne kadar yoğun ve keyifli bir gezi olduğunu bilir. Vapur iskelesinden 20 dakikalık yürüyüşten sonra yoga yapacağımız mekana varıyoruz. Sabah yoga seansından sonra açık büfe nefis krepli kahvaltımızı alıyoruz. Dinlendikten sonra ikinci bölüm terapilere geçiyoruz. Aile dizimi yöntemi ile yaptığımız köken terapi ilk kez katılacaklar için güzel bir fırsat oluyor. Aya yorgi ziyareti ve orada alınacak akşam yemeğinden sonra dönüş için iskeleye yürüyüş tahmini 45 dakikadır. Adada fayton kullanmamayı tercih ediyoruz. Siz de buna uyarsanız seviniriz. Yoga ve terapilerin bir yana serin sonbaharı adada deneyimlemek ayrıca bir keyif olacak diye düşünüyoruz. Şimdiden yerinizi ayırtın. Görüşmek üzere…   Tarih: 10 Ekim Cumartesi Yer: Naya Ücret:130 tl Program: 10.00 Adaya Varış 11.00 Sabah Yogası 12.30 Kahvaltı 14.00 Köken Terapi 16.00 Aya Yorgi Ziyareti 20.00 Dönüş...

Read More